Bu projede, Alaçatı’nın o eşsiz taş dokusuna selam veren, hikâyesi olan ahşaplarla küçük bir köşe kahve kurguladık. Eski ahırlardan, köy evlerinden sökülen kestane kirişleri, doğal formları bozulmadan yeniden hayat buldu. Masalarımız tek parça kesimle işlendi; budaklar, çatlaklar, zamanın aşındırdığı yüzey izleri saklanmadı – sadece doğal yağ ile korundu. Bu sayede her dokunuşta geçmişin sıcaklığını hissediyorsunuz:
Brutal ama davetkar, ham ama huzurlu bir karakter. Yuvarlak ve dikdörtgen masalarımız, rattan sandalyelerle çevrili; üstlerinde kuru çiçek demetleri, çam kozalakları ve narenciye detaylarıyla kış ruhu yıl boyu sürüyor. Loş ışıklar altında kahvenizin buharına dalıp, telefonunuzu kenara koyacağınız, sadece “an”ı yaşayacağınız samimi bir sığınak. Alaçatı’nın kalabalığından 2 adım uzakta, ama onun ruhunu tam kalbinde taşıyan bir köşe…
Otel odasında ise, eski bir konaktan sökülen ceviz ve dut kirişleri tek parça bir yatak platformu olarak kurguladık. Ahşabın aşınmış yüzeyi zeminle bütünleştirilerek, geçmişin izlerini taşıyan zamansız bir konfor alanı oluşturuldu. Minimum müdahale ile yapılan bu uygulama, modern konaklama anlayışına güçlü bir ruh kattı.
Teknik: Tek parça uygulama, çivisiz birleştirme, el işçiliği
Yüzey: Doğal yağ
Odak: Sürdürülebilir malzeme kullanımı, hikâyesi olan mekânlar
