Bazı ağaçlar zamanın karşısında erir gider, bazıları ise onunla birlikte daha da sıkılaşır. Artvin’in yaylalarında, eski bir ahşap evin duvarlarını yıllarca taşıyan bu meşe, zamanın karşısında dimdik durmayı seçti. Karın soğuğunu, yazın nemini, evin günlük ağırlığını sessizce omuzladı. Zaman onu zayıflatmadı; damarlarını daha da birbirine bağladı, yapısını daha da pekiştirdi.
Marangozhane Abanoz’da bu eski meşeyi yeniden birleştirirken tek bir çivi bile kullanmadık; sadece geleneksel geçme sistemiyle, zıvana ve kırlangıç bağlantılarıyla monte ettik, çünkü sökerken gördük ki bir zamanlar çakılan çiviler meşenin içinde tamamen kaybolmuş, ahşap onları zamanla yutmuştu – bu, meşenin ne kadar güçlü ve dirençli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Bu raf artık sadece bir eşya değil; Artvin yaylalarından gelen o sessiz, dimdik dayanıklılığı, zamanın yavaş yavaş işlediği derin sağlamlığı taşıyor içinde. Üzerine konan her kitapta, her objede o eski evin nesiller boyu ayakta kalan duruşunu hissediyorsunuz; bazı ahşaplar yaşlandıkça daha da güçlenir, fırtınalara, yıllara meydan okur ve geride zamana direnen bir miras bırakır.



